Bir Gece Yarısı Gönderilen Şifre

Geçen hafta bir nebze bahsettiğimiz gibi psikoloji doktoru sayın Mithat Enç, bir konferansında zekâ ölçmenin târihçesini söylerken, özet olarak şöyle der:
Zekâ ölçmek, test usulünü kullanmak, ilk olarak Osmanlılarda başladı. Amerikan literatürlerinde okuduğuma göre, Osmanlı orduları Viyana’ya kadar gelince, Avrupa devletleri çok korktu. İslâmiyet Avrupa’ya yayılıyor, Hıristiyanlık yok oluyor diye şaşkına döndüler. Osmanlı akınlarını durdurmak için çâre aradılar. Çok uğraştılar. Bir gece yarısı, İstanbul’daki İngiliz sefîri şifre yolladı. Avrupa’ya müjde vermek için sabahı bekleyemedi: “Buldum, buldum, Osmanlıların zaferden zafere ulaşmalarının sebebini ve bunları durdurma çaresini buldum” diyor ve şöyle anlatıyordu:
“Osmanlılar, aldıkları esirlere hiç kötülük yapmıyor, kardeş gibi davranıyorlar. Hangi milletten, hangi dinden olursa olsun, küçük çocukların zekâlarını ölçüyorlar. Keskin zekâlı çocuklar seçilerek, saraydaki (Enderûn) denilen mekteplerde, değerli öğretmenler tarafından okutuluyor. İslâm bilgileri, İslâm ahlâkı, fen, kültür dersleri verilerek, kuvvetli, başarılı Müslüman olarak yetiştiriliyorlar. Osmanlı ordularını zaferden zafere ulaştıran değerli kumandanlar ve Sokullular, Köprülüler gibi seçkin siyâset ve idâre adamları, hep böyle yetiştirilen keskin zekâlı çocuklardı. Osmanlı akınlarını durdurmak için, bu (Enderûn) mekteplerini ve bunların kolları olan medreseleri yıkmak, Müslümanları ilimde, fende geri bırakmak lâzımdır…
Mithat Beyin bu sözleri ve Osmanlı tarihindeki acı ve yürekler yakıcı olaylar gösteriyor ki, İngiliz sefîrinin bu teklîfi çok doğru görülerek, Avrupa’daki belli localar harıl harıl çalışmaya başladılar. Müslümanları aldatmak, medreselerden, mekteplerden ilimli, fenli din adamları ve idâreciler yetiştirilmesini önlemek için plânlar hazırlandı. Câhil bırakılan gençler, Avrupa’da manevi değerlerden uzaklaştırıldı. Zevk ve sefâhete alıştırıldı. Yalancı etiketler, diplomalar verilerek ana vatana gönderildiler. Bunlar belli locaların çok kurnaz ve milyonlar harcayarak çevirdikleri dolapları ile, Osmanlı devletinde işbaşlarına getirildiler. Mustafa Reşid Paşa, Fuat Paşa, Mithat Paşa ve Talat Paşa bunlardandır…
İslam düşmanları pek sinsi ve ikiyüzlü davranarak başarı sağladılar. Sultan İkinci Abdülhamid Hân’ın kuvvetli îmânı ve keskin zekâsı, Müslümanlara ve İslâmiyete saplanmak istenen bu zehirli hançere karşı çelik bir kalkan gibi dikilmeseydi, düşmanların imha plânları, Müslümanları ezecekti. Türkiye tarîhinde bunların çeşitli vesîkaları vardır…
[Bu yazı Hakikat Kitabevi’nin yayınlarından (Faideli Bilgiler) kitabından hazırlanmıştır.]

http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/salim-koklu/593390.aspx – 25.09.2016

Reklamlar