Reşit Paşa döneminde Avrupa’da fizik, kimya üzerinde dev adımlar atılıyor, yeni buluşlar, ilerlemeler oluyor, büyük fabrikalar, teknik üniversiteler kuruluyordu. Fakat Reşit Paşa bunlarla ilgilenmedi. Hatta Fâtih devrinden beri medreselerde okutulmakta olan fen, matematik derslerini, büsbütün kaldırdı. “Din adamlarına fen bilgisi lâzım değildir” diyerek, kültürlü, bilgili âlimlerin yetişmesini engelledi.
Netice itibarıyla, Reşit Paşa, iyi bir eğitim görmemiş, millî ve manevî değerlerden yoksun yetişmiştir…

Osmanlı Devletinin idarecilerinin en önemli özelliklerinden biri, önce devlete sadâkat vasfıdır. Reşit Paşa bu vasıftan mahrumdu. Nitekim onun yetiştirmeleri ve ardından da İttihat ve Terakki mensupları, devletin kısa zamanda yıkılmasını sağladılar. Bugünkü sosyal hastalıkların çoğunda, onun açtığı yıkım hareketinin payı büyüktür… Batılıların Reşit Paşa hakkında düşünceleri şu şekildeydi:

Fransız elçisi Pontois, Paşayı “Reşit Paşada kendini gösterme ve yükselme merakı aşırıdır. Bu yönü biraz övülür ve pohpohlanırsa, büyük taviz elde etmek için küçük şeyler üzerine tavizler verilirse, ondan her şey elde edilebilir” diye tarif etmektedir…

Hülasa, İslam düşmanları, Müslüman ülkeleri kendilerine sömürge yapmak isteyen yabancı ülkeler, buralarda, kendilerine sadece bir fayda sağlayacak tek yönlü proje yapmazlar. Onlar için böyle bir proje, verilen emeği zayi etmektir ve uğraşmaya değmez. Onların yaptıkları projeler incelendiğinde, hedefledikleri ülkenin tepeden tırnağa neyi varsa hepsini alıp götürecek, her tarafta şiddetli deprem yapacak kısaca o ülkeyi yok edip her şey ile ele geçirecekleri, insanları İslamiyetten ve Müslümanlardan soğutacak çok yönlü projeler yaparlar. Bulundukları asırda, hedeflerindeki ülkede emellerine en uygun kim ise onu arayıp bulurlar. Onu her bakımdan desteklerler. Onların o zamanki emelleri bu kişinin makam mevki sahibi olmasını gerektiriyorsa böyle birisini, din adamı olmasını gerektiriyorsa öyle birisini bulurlar. Onlar, böyle kimseleri bulmakta, Müslümanları birbirlerine düşürmekte ve birbirlerine kırdırmakta pek mahirdirler.

Dün yabancıların emellerine Reşit Paşa alet olmuştu. Bugün başkası. Yarın başka biri olabilir. Müslüman uyanık olmalı. Dostunu düşmanını iyi tanımalı. Yabancıların tuzağına düşmemeli. Bir delikten tekrar tekrar ısırılmamalı. Cenab-ı Hak vatanımızı, milletimizi ve Müslümanları iç ve dış düşmanların şerrinden muhafaza eylesin. Amin.

[Bu yazı Türkiye gazetesi yayınlarından Yeni Rehber Ansiklopedisinden hazırlanmıştır.]

Reklamlar