Yukarıdaki başlığın yanlış olduğunu biliyorum. Doğrusu şöyle olmalıydı: Türkiye’de, İslâmiyetten ödleri patlayan Müslümanlar. Çünkü bir şeyden korkmak başka, ödü koparcasına korkmak daha başka bir hâldir. Kat’iyyen abartmadan yazıyorum bizde İslâmiyetten ödü patlarcasına korkan Müslümanlar var. Bunlar, İslâmiyeti bilmeyen, okumayan, ömürleri boyunca 16 sayfalık bir dinî risaleyi bile ellerine almamış olan Müslümanlardır.

İslâmiyet denilince akıllarına hemen Orta Çağ karanlıkları gelmektedir. Onlara göre İslâmiyet geriye dönmektir. Gericiliktir. Zorbalıktır. Kan dökmektir. Tembelliktir. Ayak kokusudur… Türkiyemizde birtakım Müslümanlar, böyle düşündükleri için ilk adımda İmam-Hatip liselerimize şiddetle muhaliftirler. Sonra Diyanet İşleri Başkanlığımızın mutlaka kaldırılmasını istemektedirler. Din kültürü derslerimize öfkeyle bakmaktadırlar. Hem Müslümandırlar; hem de; “Din ve dünya işleri birbirlerine karıştırılmamalı. Türkiye laiktir, laik kalacak!” diye haykırmaktadırlar. Bunlar; Ogüst Kont’un Pozitivizm’ine inanan yani âhıretin kapısını tamamen kapatan, Allahın varlığını inkâr eden dinsiz îmansız kişilerin oyunlarına gelen meydanlarda onlarla birlikte haykıran zavallı Müslümanlarımızdırlar.

“Saltanattan, sultandan Kurtuldu güzel vatan,
Bugün 23 Nisan Neşe doluyor insan.”

Marşlarıyla yetiştikleri için tarihimize de şaşı bakmaktadırlar. Onlara deseniz ki: “Osmanlı 624 yıl hüküm sürdü. Bu süre içinde 322 yıl dünyanın lider devleti oldu. 3. Murad Hân döneminde 1595 yılında, topraklarımızın yüzölçümü 23 milyon 334 bin 600 km2 idi. Ve Osmanlı, aynı zamanda şeriatla yani Kur’an hükümleriyle idare ediliyordu. Osmanlı, hakim olduğu topraklarda zor kullanarak hangi milleti Müslüman yaptı?”

Veya “Osmanlı devleti, hâkimiyeti altında bulunan, ama Türk ve Müslüman olmayan hangi topluluğa, hangi millete zor kullanarak Türkçe öğretmeye çalıştı veya zor kullanarak onların Müslüman olmalarını istedi?”

Ben on defa yeni Türk cumhuriyetlerine gidip geldim. Onlarla ilgili 101 TV programı hazırladım ve sundum. Gördüm ki yaklaşık olarak 100 yıl Rus esareti altında kalan soydaşlarımızın % 50’si, bazı Türk Cumhuriyetlerinde % 60’ı ana dillerini unutmuşlardır. Daha doğru bir ifade ile Ruslar, 100 yıl içinde Azerbaycan’da ve Türkistan’da yaşayan soydaşlarımızın yarısına, Türkçemizi unutturmuşlardır. Ve Ruslar 18.850 civarında olan mescit ve câmilerimizin 18.000’ini ya yıkmışlar, ya spor salonu, sinema, dükkan veya “Allahsızlık Merkezleri” hâline getirmişlerdir.

Bizim İslâmiyetten ödü patlayan Müslümanlarımıza veya ateistlerimize sormak istiyorum: “Hem de şeriatla idare edilen Osmanlı 100 yıl değil, 500 yıl değil, 600 yıl hükümran olduğu ülkelerde kimin dilini değiştirmiş? Kimin kiliselerini yıkmıştır?” Görmediğim Balkan ülkesi de kalmadı. Şaşırarak şahit oldum ki, Osmanlının çekildiği topraklardan Türkçe de çekilip çıkmış ve câmilerimizin % 95’i temelleriyle birlikte yok edilmiştir.

İspanya’da Musevi oldukları için kitleler hâlinde öldürülen Yahudileri 1492 yılında, Sultan 2. Bâyezid zamanında, gemilerle alıp Selanik’e ve İstanbul’a getiren ve onları kendi ülkemizde paşalar gibi yaşatan Müslüman ve Türk Osmanlı değil miydi? Bu korku neden?

Yavuz Bülent Bâkiler – TÜRKİYE GAZETESİ – 10.03.2012

Reklamlar