Çince çok zor bir dildir. Harf yoktur. Karakter vardır. Çinli bir insan 3.000 karakteri bilmeden okur-yazar olamaz. Yine Çinli bir insanın ilmî bir kitabı okuyabilmesi için 5.000 karakter bilmesi gerekir.

Alfabe; dinler, milletler, ırklar ve medeniyetler arasında en büyük bağdır. Rusya kendi alfabesini, Ermeni ve Gürcülerin alfabesini değiştirmedi. Türk devlet ve topluluklarının alfabesini Latin harfleri yaptı. Türkiye Latinceyi kabul edince Rus Kiril alfabesine mecbur etti.

Türk asıllı her devlet ve topluluğun alfabesi ayrı idi. Osmanlıca yabancı dil değildir. Türkçenin zirvesidir. Osmanlıcaya karşı olanlar bu milletin mazisine, tarihine, kültürüne ve edebiyatına karşıdırlar.

Osmanlıca üniversitelerin bazı fakültelerinde derstir. Ayrıca Sosyal Bilimler Lisesinde mecburi derstir. Anadolu İmam Hatip Liselerinde mecburi, diğer liselerde ise seçmeli ders olması kararlaştırılmıştır.

Eğitim Şûrası kararları tavsiye mahiyetindedir. Karar Milli Eğitim Bakanlığına aittir. Kütüphanelerimizde sadece astronomi ile ilgili yüz cilt eser vardır. Bir İngiliz genci atalarından kalan bir eseri okuyabilmektedir. Ama bir Türk genci atalarından kalan bir eseri okuyamamaktadır. İşte mazisine yabancı ve mazisinden kopuk olması için harfler değiştirildi. Ve Osmanlıca Türkçenin zirvesi ve bir ilim dili olmasına rağmen kabile dili hâline getirildi. Yazık. Hem de binlerce yazık. Harf devrimi ile bir gecede Türk milleti cahil bırakıldı. (Gayrimüslimler hariç. Onlar Latin alfabesini biliyorlardı.)

125 yıl önce Jahmes Redhouse’nin bastırdığı Türkçe-İngilizce sözlükte Türkçe kelimeler İngilizceden fazla idi. Harf devrimi aynı zamanda manevi soykırımdır. Fatih Sultan Mehmed Hâna kadar İslâm alfabesi yanında Uygur alfabesini kullananlar da vardı.

Türk Dil Kurumunun hazırladığı sözlükte kelime sayısı 15 bindir. 20. Asırda Şemseddin Sami’nin hazırladığı “Kamus-u Türkî’de” kelime sayısı 30 bindir…

Mustafa Necati Özfatura – Türkiye Gazetesi – 20.12.2014

Reklamlar